Sonunda böyle bir yazı da denk geldi ve benim duygularıma resmen tercüman olmuş :))
Eskiden postacıyı görünce büyük bir heyecanla posta kutusuna bakar, mektup gelmişse büyük bir zevkle zarfı açar mutlu olurduk. Şimdi posta kutusundan banka ekstreleriyle, ödenecek faturalardan başka bir şey çıkmıyor. Mektupla haberleşmenin yerine geçen e-posta da artık çığırından çıktı. Ya abuk sabuk spam mesajlar, reklamlar ya da en yakın arkadaşlarımızın yolladığı e-posta zincirlerine bir halka olmamıza zorlayan çoğu asılsız mesajlar alıyoruz..
-Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;
-Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığını öğrendiğim kolayı içemez oldum.
-Aids virüsü taşıyan iğneler bir tarafıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum.
-Deodorantlar kanser yapıyor diye sayelerinde artık bir domuz gibi kokmaya başladım.
-Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum.
-İçinden fare ya da fare zehiri çıkar diye hiçbir kutu içeceği içmiyorum.
-Çok sevdiğim içkime ilaç koyup beni uyuturlar, organlarımı çalarlar ve buz dolu bir küvetin içinde uyanırım diye bana yaklaşanları da tersliyorum.
-Neyim var neyim yoksa satıp hastanede yatan ve büyük ihtimalle ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum.
-E-posta listesine katılırsam alacağım söylenen para, bilgisayar, cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.
-Tuz Gölü'ne Konya'nın katkılarından dolayı yemeklerim tuzsuz tatsız.
-MSN paralı olacak; Adam yeşerecek mi, sararacak mı beklemekten de gına geldi.
-Excel hala ne zaman emekli olacağımızı da bildirmedi.
-Bir e-postayı yönlendirmedim (forward etmedim), başıma ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sağlığımı da kaybettim.
-Multipl skleroz (MS) olunuyormuş diye diyet ürünleri düşmanıma bile tavsiye etmiyorum.
-Yerli malı kullanacağım derken marketlerde barkodu 869 ile başlayan ürünleri aramaktan da gözlerimin biraz daha bozulduğunu fark ettim ve uzakdoğu ürünü –ki muhtemelen Çin Malı- gözlük almak zorunda kaldım.
Sevgili dost ve arkadaşlarımdan gelen; kuşkusuz yararlı olabileceğini düşündüğümüz e-posta mesajları da vardır. Amma velakin 'lütfen okuyunuz', 'çok önemli', 'aman virüse dikkat', 'bilmem kim para dağıtıyor', 'en az beş kişiye yolla', 'inanmadım ama doğruymuş', 'kişiliğini test et', 'tıkla para yolla, tıkla yardım et', 'bilmemkim seni gözetliyor', 'bilmem kime e-posta at, haddini bildir', 'onu yeme bunu ye' şeklinde başlayan kerameti kendinden menkul, nev'i şahsına münhasır bu e-postalar sayesinde hep beraber 'kafayı çizme'ye ne kadar yakın olduğumuza da tanık oldum.
ŞİMDİ: Eğer bu Yazıyı 60 saniye içinde 1200 kişiye göndermezsen; Bilesin ki bir kuş -ki muhtemelen bir albatros- sabah akşam kafana def-i hacet edecek ve hayatı sana hayatı dar edecektir. :)))
KONU:Nasıl estersen öyle yolla :))
YORUM:sen nasıl istiyorsan öyle yolla kardeşim :)) ama bak yollamazsan biliyorsun o kuşun neler yapacağını sonra bana deme ağbi bak başıma gelene diye :)